Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II – 2. Ünite Özeti

Admin
Aralık 11, 2018

ÜNİTE 2 – TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE TEMEL POLİTİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI

Türkiye Cumhuriyeti’nin Şekillenmesi

Yeni Anayasa Rejimi: 1924 Anayasası

Anayasa’da, Cumhuriyet vasfının değiştirilemeyeceği, bunun teklif dahi edilemeyeceği ilk madde olarak belirtilmiştir. Anayasa kanun karşısında eşitlik ilkesini öne çıkararak din, vicdan, söz, yayın, seyahat çalışma ve mülk edinme gibi klasik insan hukuku esaslarını garanti altına almaktadır.

1936’da Eğitmen Kursları başlatılmıştır.

Medreseler, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatılmıştır.

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen Türkiye İktisat Kongresi‘nde Türkiye devletinin uygulayacağı ekonomik model tespit edilmeye çalışılmıştır. Ülkenin her yerinden ve ekonomik hayatın her sahasından temsilciler halkın temsilcileri olarak görülmüş; “Halkın sesi Hakkın Sesidir” anlayışı ile gerçekten milli ve milletin destek vereceği bir program yapılmaya çalışmıştır.

  1. Türkiye halkı tahribat yapmaz imar eder.
  2. Türkiye halkı vakit, servet ve ithalatta israf yapmaz, kullandığını kendi üretir.
  3. Türkiye halkı hırsızlık, yalancılık ve tembelliğe düşmandır, faydalı yenilikleri severek kabul eder, mukaddesatına, vatanına karşı olanlardan nefret eder.
  4. Türkler her yerde hayatını kazanacak şekilde yetişir, irfan ve marifet aşığıdır.
  5. Taassuptan uzak dindarâne bir sağlamlık esastır. Kandili aynı zamanda kitap bayramı olarak bilir ve değerlendirir.
  6. Türk serbest çalışmayı tercih eder, tekelciliğe karşıdır.
  7. Türkiye halkı ormanlarını evladı gibi sever, orman yetiştirip madenlerini kendi işletir.
  8. Sağlıklı bir çoğalma ilk tercih olmalıdır. Sağlığı korumak, spor yapmak, hayvanları sevmek, cinslerini geliştirmek ve çoğaltmak için çalışır.
  9. Türk halkı yabancı sermaye düşmanı değildir. Kendi dili ve kanununu kullanmayan müesseselerle çalışmaz.
  10. İlim ve sanat hayatını yenilik esası üzerine tesis eder.
  11. Meslek ve sanat erbabı birlikler oluşturarak dayanışma yapar.
  12. Türk aileleri çocuklarını misak-ı iktisada göre yetiştirir.
  13. Türkiye halkı, millî hâkimiyet esasından vazgeçmez.
  14. Türkiye dünyanın, barış, gelişmesi için temel bir unsurdur.

25 Kasım 1925 Şapka giyilmesi,

30 Kasım 1925 tarihli Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin kapatılması,

17 Şubat 1926’da Medeni Kanun’un kabulü,

20 Mayıs 1928 uluslararası rakamların kabulü,

1 Kasım 1928 tarihli Türk Harflerinin kabulü,

30 Nisan 1930 kadınların oy kullanmaları

5 Aralık 1934 kadınlara milletvekili seçilme hakkının verilmesi,

21 Haziran 1934 Soyadı Kanunu

Siyasi İnkılaplara Karşı İlk Tepkiler

1923 Ağustos’ta çalışmalarına başlayan İkinci TBMM, çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk grubu listesinden oluşmaktaydı.

Muhalefet 17 Kasım 1924 tarihinde Kazım Karabekir Paşa’nın başkanlığında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olarak resmileşti. Amaçlarını iktidar olmak değil, iktidarı denetlemek olarak tanımlıyorlardı.

Şeyh Sait isyanı, hilafet ve saltanatı geri getireceği iddiasıyla taraftar toplamaktadır.

4 Mart 1925 tarihinde kabul edilen Takrir-i Sükun (asayişi temin etme) Kanunu ile hükümete ülkenin iç huzurunu sağlamak için tehdit edici her türlü yayın, eylem ve kuruluşu yasaklama yetkisi verilmiştir.

Ankara İstiklal Mahkemesinin ‘düşünce ve inançlara saygılı olmak prensibi kullanılarak dinin siyasete alet edildiği’ uyarısı üzerine hükûmet de 3 Haziran 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kapatmıştır.

Şeyh Sait İsyanı

Rusya’nın kışkırtmasıyla Doğu Anadolu’da devlet otoritesine isyan ederek bölge halkını kışkırtan Şey Sait’in bölge halkının hem dini hem de etnik hassasiyetini istismar ederek 13 Şubat 1925’te başlattığı isyan yeni Türk Devleti’nin karşılaştığı ilk ciddi tehlikedir.

Takrir-i Sükun Kanunu ve Rejimi (4 Mart 1925)

Bu kanun, 1929 yılına kadar yürürlükte kalan ve hükümete rejim ve inkılaplar aleyhinde her türlü karşı faaliyeti engelleme yetkisi vermiştir. Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, Şapka İnkılabı, Medeni Kanun başta olmak üzere Hukuk alanındaki yenilikler, Harf İnkılabı bu kapsamda sayılabilir.

Menemen – Kubilay Olayı

23 Aralık sabahı erkenden Menemen Çarşı Camiine gelerek mehdi olduğu iddiasıyla cami cemaatine propaganda yapan derviş Mehmet ve adamları şeriat ilan edeceklerini belirterek halkı kendilerine katılmaya zorlamışlarıdır. Cumhuriyet inkılabının ilk şehidi olan 43. Piyade Alayı kumandanlığında görevli öğretmen yedek subay Mustafa Fehmi (Kubilay) isyancılara engel olmaya çalışırken, isyancıların açtığı ateş sonucu ölmüştür.

Halkevleri

Milletin, okur yazarlık seviyesinin yükseltilmesi, daha çağdaş daha modern bir toplum, hurafelerden arınmış bir toplum oluşturulması hedeflenerek açılmışlardır. Halkevleri dokuz şube olarak teşkilatlanmıştı.

– Dil, Edebiyat, Tarih Şubesi: Muhitin genel bilgisini yükseltmeye yarayacak konularda sohbetler ve konferanslar düzenlemek, Türk dilinin bugünkü yazı ve edebiyatta kullanılmayan fakat halk arasında yaşayan kelimeleri, terimleri ile eski milli masalları, atasözlerinin araştırıp, incelemek görevleri arasındaydı.

– Güzel Sanatlar Şubesi: Musiki, resim, heykeltıraşlık, mimarlık ve süsleme sanatları gibi alanlarda sanatçı toplamak, genç yetenekleri korumak, halkı güzel sanatlar konusunda geliştirmek.

– Temsil Şubesi: Piyesler için halkı eğitmek.

– Spor Şubesi: Türk halkında spor ve beden hareketlerine sevgi ve ilgi uyandırıp bunları milli bir faaliyet haline getirmeye katkı sağlamaktır.

– Sosyal Yardımlaşma Şubesi: Çevrede yardıma muhtaç kimsesizlerle ilgilenmek, hayır faaliyetlerinde bulunmak, sosyal yardım kurumlarının çalışmalarını hızlandırma görevleri arasındadır.

Halk Dershane ve Kurslar Şubesi:  Her türlü okuma yazma ve yetiştirme hareketlerinin ilerlemesini temin ve himaye eder; okuma yazma öğretmek, eğitim kurslarının açılması.

– Kütüphane ve Neşriyat Şubesi: Halkevlerinin bulunduğu yerde bir kütüphane ve bir okuma odası açmak zorunluydu.

– Müze ve Sergi Şubesi: Çevredeki tarihi eser ve abidelerin korunması.

– Köycülük Şubesi: Köylülerin sıhhî, medenî, kültürel gelişme ve ilerlemesine, köylü ile şehirli arasında karşılıklı sevgi ve bağlılık duygularının kuvvetlenmesine çalışmak, çevre köylere geziler düzenlemek, köylüyü okutmaya çalışmak, hasta köylülerin şehir sağlık merkezlerinde muayene ve tedavilerini sağlamak, harp malulü köylülerle şehit köylülerin aile ve yetimlerini koruma ve bunların kasabadaki resmî işlerini kolaylaştırmak bu şubelerin aslî görevleri arasındadır.

Ulusal Ekonomiye Geçiş Dönemi (1923-1929)

17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde alınan kararlara uygun olarak, hükûmet ilk ulusal ticaret bankamız olan Türkiye İş Bankası’nın 1924’te faaliyete geçmesini sağlamştır. Ardından sanayi alannda kredi vermek üzere 1925 yılında Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Çiftçi kesiminin isteğine uyularak, yaklaşık devlet gelirlerinin %30’unu sağlayan Aşar Vergisi yürürlükten kaldırıldı. 1927 yılında “Teşvik-i Sanayi Kanunu” ile sınai yatırımlar özendirilmeye çalışılmıştır.

Türkiye, Lozan Antlaşmasına bağlı “Ticaret Sözleşmesi” gereği 1929 yılına dek Gümrük tarifelerini değiştiremezdi.

Dünyayı sarsan ekonomik kriz 1929 Büyük Buhranı patlak verdi. Buhran sonrası, tarım ürünleri piyasalarında fiyatlar hızla düşmüş; geleneksel tarım ürünleri ihracatçısı olan Türkiye’nin de döviz gelirleri hızla düşmüştür.

Devletçilik Dönemi (1930-1938)

TCMB 1931 yılından itibaren faaliyete geçmiştir. Böylece Osmanlı Bankası ve azınlıkların, ulusal ekonomik çıkarlara ters düşen karar ve uygulamaları son bulmuştu.

1933’te, bugünkü anlamda bir kalkınma bankası gibi kurulan Sümerbank, Devletçilik ‘in temel öğesi ve sürükleyici kurumu olmuştur.

Enerji ve madencilik konusundaki araştırmaları ve işletmeleri denetim altına almak ve bir merkezden yönetmek için 1935 yılında Etibank kuruldu. Yabancı sermayenin elinde bulunan Ergani-Murgul bakır ve Divriği demir işletmeleri Etibank tarafından satın alındı. Ardından Ereğli Kömür İşletmeleri de bankaya devredildi. Aynı yıl yer altı zenginliklerinin araştırılması ve belirlenmesi görevi için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kuruldu. Esnaf ve sanatkârın kredi ihtiyacını karşılamak üzere 1933’te kurulan, 1938’te faaliyetine başlayan Halk Bankası bir kamu bankası olarak örgütlendi.

Devletçilik döneminde dış ticaret ikili antlaşmalara göre yürütülmüş, ithalat yasaklama ve kontenjanlarla denetim altında tutulmuştu. Dış ticaret dengesi sağlanınca dış borçlanma ihtiyacı doğmamış ve Türk Lirasının değeri korunmuştur. Bu sonuç içerde enflasyonun dizginlenmesini kolaylaştırmıştı.

Planlı Sanayileşme

17 Nisan 1934’te yürürlüğe giren “Birinci Sanayi Planı” üç temel ilkeye dayandırılmıştı:

  • Temel ham maddeleri yurt içinde üretilen veya üretilecek olan sınai tesislere,
  • Büyük sermaye ve ileri teknoloji gerektiren projelere,
  • Kuruluş kapasitelerinin iç tüketimi karşılayacak düzeyde tutulmasına öncelik verilmişti

Planlı sanayileşme politikalarının olumlu sonuçları şöyle özetlenebilir:

– Nüfus açlıktan kurtulmuş, yoksulluk göreceli olarak azalmıştır,

– Ununu, şekerini ve basmasını ithal eden ülke, dönem sonunda bu alanlarda kendi kendine yeter hale gelmiştir,

– GSMH 15 yıllık dönemde %8 oranında büyümüştür.

– Türk Lirası, ABD doları karşısında değer kazanmıştır,

– Merkez Bankasında 36 milyonluk döviz ve 26 ton altın birikmiştir.

– Mevcut demiryollarının satın alınarak millileştirilmesi, yenilerinin yapılması, ziraat sanayisindeki gelişmelere paralel olarak dokuma sektöründe açılan fabrikalar ile ülke ihtiyacının yerli üretimden karşılanmasında önemli mesafeler alınmıştır.

Türkiye Devletinin cumhuriyet vasfının değişmezliği ilk olarak 1924 anayasasında yer almıştır.

Eğitmen Kursları Saffet Arıkan döneminde hayata geçirilmiştir.

Atatürk’ün hazırlattığı Vatandaş için Medeni Bilgiler kitabı Türk ırkının üstünlüğü konusunu ele almıştır.

1923-1938 yılları arası uygulamaları şekillendiren ana esaslar arasında Eğitimi din anlayışı üzerine programlamak yoktur.

Türkiye İktisat Kongresinde kabul edilen Misak-ı İktisadi ile gerçekleştirilmek istenen hedefler şunlardır:

– Halkı ülkenin imarına teşvik etmek,

– Halkı kendi milli müesseselerini desteklemeye sevk etmek,

– Halkı serbest girişimciliğe yönlendirmek,

– Faydalı yeniliklerin kabulüne teşvik etmek.

Atatürk dönemi eğitim çalışmalarının hedefleri için şunlar söylenebilir:

– İlim ve fenni rehber edinmek,

– Dünyadaki gelişmeleri anlamak ve takip etmek,

– Ahlak ve bedenen kuvvetli nesiller yetiştirmek,

– Bilgiyi üreterek kendi kaynaklarıyla gelişmek.

Atatürk’ün yurt gezilerinin amaçları şunlardır:

– Devlet – Halk bütünleşmesini sağlamak,

– Yapılan işler hakkında halkı bilgilendirmek,

– Halkın sıkıntılarını yerinde görmek,

– Halkın meselelerinin çözümünde idareye yardımcı olmak.

Güz Dönemi Dönem Sonu Sınavı
12 - 13 Ocak 2019

Üye OlŞifremi Unuttum

Anadolu Üniversitesinin merkezi açıköğretim sistemine göre öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakültelerinin önlisans ve lisans programlar... Devamı

Açıköğretim ara sınav (vize) ve dönem sonu yani final sınav tarihleri belli oldu. Açıköğretim kayıt yenileme tarihleri 7 Ekim günü sona ermiştir. Güz... Devamı

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri dışında bir yükseköğretim programından mezunsanız ya da Atatürk İlkeleri ve İnkılap ... Devamı

Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim Fakültesi’nde önlisans (2 Yıllık) ve lisans (4 Yıllık) bölümlerinde kullanılan harf notları ve anlamları, ... Devamı

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinin girdikleri sınavların sonuçlarının 20 gün içerisinde açıklandığını biliyoruz. Aynı zamanda,... Devamı

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, misyon ve vizyonuna tam anlamıyla sadık kalıp, öğrencilerini hiçbir durumda mağdur etmemek amacıyla büyük... Devamı