Tıbbi Terminoloji 2. Ünite Özet

Burak
Aralık 7, 2015

Ünite 2: Kardiyovasküler Sistem ve Endokrin Sistem Tıbbi Terimleri

Kardiyovasküler Sistemle ilgili Temel Bilgiler

Kardiyovasküler sistem kalp, kan ve damalardan oluşan ve kalbin kanı damarlar vasıtasıyla vücuda pompaladığı kapalı bir sistemdir.

Kardiyovasküler sistem;

  • Vücuda temel besin maddeleri ve oksijeni götürürken, metabolizasyon sonrası oluşan atık ürünleri vücuttan uzaklaştırır.
  • Vücudun en uygun sıcaklıkta kalmasını sağlar.
  • Asit-baz dengesini korur
  • Hormon ve enzimlerin vücutta gerekli bölgelere ulaşmasını sağlar.

İnsanda dolaşım sistemi kalp, damar ve kandan oluşur.

Kalp, kalp kası denilen çizgili kastan oluşan ve düzenli olarak kasılıp gevşeyerek vücuda kan göndererek vücudun hayati fonksiyonlarını gerçekleştirebilmesini sağlayan organdır. Hayvanlarda kalp;

  • Sağ kulakçık (atrium dexter)
  • Sol kulakçık (atrium sinister)
  • Sağ karıncık (ventriculus dexter)
  • Sol karıncık (ventriculus sinister) adı verilen dört odacıktan oluşur.

Vena kava adı verilen iki adet ana toplardamarla vücuttan toplanan kirli kan sağ kulakçığa gelir ardından kulakçığın kasılması ve yerçekimiyle triküsbit adı verilen kalp kapakçığı açılır ve kan sağ karıncığa dolar. Karıncığın kasılmasıyla kapakçıkların yapısı gereği sağ karıncıktaki kirli kan sadece pulmoner kapakçıktan geçerek pulmoner atardamardan temizlenmek üzere akciğere ulaşır. Akciğerden vena pulmonales denen dört adet toplardamarla oksijenlenmiş kan sol kulakçığa ulaşır. Buradan yerçekimi ve sol kulakçığın kasılmasıyla mitral kapaktan geçerek sol karıncığa ulaşır. Vücudun en büyük atardamarı olan aort önündeki aort kapakçığı açılarak temiz kan tüm vücuda iletilmek üzere yola çıkar.

Sağ karıncıktan çıkan kirli kanın akciğer atardamarıyla akciğere ulaşıp ardından kandaki karbondioksit oksijen değişimiyle temizlenen kanın akciğer toplardamarlarıyla sol kulakçığa gelmesi olayına küçük dolaşım, sol karıncıktan aort atardamarıyla tüm vücuda gitmesi ardından kirlenen kanın toplardamarlar yardımıyla sağ karıncığa gelmesine ise büyük dolaşım denir.

Kalp perikart denilen dış, miyokart denilen orta ve endokart denilen iç tabakadan oluşur. Kalbin sağ ve sol kulakçıkları ile sağ ve sol karıncıkları eşzamanlı olarak kasılıp gevşer ve bu kasılıp gevşeme kanın damarlarda ritmik olarak ilerlemesini sağlar. Bu ritme nabız denir ve kalbin atımıyla aynı sayıdadır. Yetişkin bir insanda   nabız

60 ila 80 arasında ortalama olarak 70 olarak bildirilmektedir. Çocuklarda bu değer daha yüksektir. Kalbin her kasılışında ilerleyen kan damar çeperlerine basınç  yapar,  buna  sistolik  basınç  veya  büyük tansiyon denir. Kalbin gevşeme durumundaki damar duvarlarında oluşturduğu basınca ise diyastolik basınç veya küçük tansiyon denir. Sağlıklı bir yetişkinde sistolik basınç 120 mmHg, diyastolik basınç ise 80 mmHg olarak bilinir.

Damarlar vücutta, kalpten çıkan kanı vücuda servis eden yollardır. Üç farklı çeşit damar vardır;

  • Atardamar (arteriae/arterler)
  • Toplardamar (venae/venler)
  • Kılcal damarlar (kapiller)

Atardamarlar kanı kalpten alıp hedeflere doğru götürürken. Toplardamarların yönü ise atardamarların aksine vücuttan topladığı kanı kalbe taşır. Atardamarlar temiz kan taşırken toplardamarlar kirli kan taşır. Ancak bu duruma uymayan iki damar mevcuttur. Onlar, küçük dolaşım sırasında sağ kulakçıktan temizlenmek üzere aldığı kirli kanı taşıyan pulmoner arter ile akciğerde temizlenmiş kanı sol kulakçığa taşıyan pulmoner vendir.

Atardamarlar ve toplardamar kalpten uzaklaştıkça dallanır, çapları küçülür ve duvarları incelerek kılcal damarlar denilen ince çaplı, ince duvarlı ve duvarları yarı geçirgen damarlar haline gelir. Arter ve ven kapilleri bazı bölgelerde anastomaz oluşturarak madde geçişlerini gerçekleştirir. Arter kapilleri kalpten ana arterlere oksijence ve besince zengin kanın içeriğinin hücreler arası sıvıya taşımasını sağlarken, ven kapilleri hücrelerdeki atık maddelerin ve karbondioksitin alınmasını sağlar.

Kan, kalbin güçlü bir şekilde kasılmasıyla damarlardan vücudun gerekli bölgelerine hareket eden vücudun tek sıvı dokusudur. Sağlıklı bir yetişkin insanda 5-6 litre kadar kan bulunmaktadır ve bu kanın % 50-60’ı plazma denen sıvıdan, % 40-50’si ise hücrelerden meydana gelir. Plazma kısmını % 90’ı suyken geriye kalanlar % 8 protein ve % 2 çözünmüş maddelerdir.

Kanın yapısında;

  • Alyuvar (eritrosit)
  • Akyuvar (lökosit)
  • Kan pulcukları (tombosit)

Olmak üzere üç farklı hücre bulunmaktadır.

Karaciğer, dalak ve kırmızı kemik iliğinde üretilen alyuvar kana kırmızı rengini vermektedir. Alyuvar, yapısında bulunan hemoglobin proteinleri vasıtasıyla hücre ve dokulara oksijen ve karbondioksit taşınmasını sağlar. Hemoglobin sayısının normalin altında olması durumunda kansızlık (anemi) hastalığına sebep olur.

Vücudumuzda temel görevi mikroplara karşı savaşmak olan lökositler çekirdek yapısına göre parçalı (granülositler) ve parçasız (agranülositler) olmak üzere ikiye ayrılır. Vücutta lökosit sayısının normalin üzerine çıkmasına lökositoz normalin altına düşmesine lökopeni denir. Lökositoz durumu genelde enfeksiyon hastalıklarının  olması  durumunda  vücudun  enfeksiyonla savaşması için fazla miktarda lökosit üretmesi durumunda gözlenirken, lökopeninin pek çok sebebi vardır.

Kırmızı kemik iliğinde büyük hücrelerin parçalanması ile oluşan kan pulcukları yaralanma ve kesilme durumlarında pıhtı oluşturarak kan kaybının engellenmesini sağlar. Bu kan pulcuklarının normalden az olması durumunda yaralanma sonrasında kanın yavaş pıhtılaşması veya pıhtılaşmaması sebebiyle kan kaybına durdurulamaması halinde ölüme sebep olabilir. Kan pulcuklarının aşırı olması durumunda ise damar çeperlerine yapışarak damar çapının küçülmesine ve bu durumun devam etmesiyle tüm damarı tıkayarak kalp krizi veya felce sebep olabilmektedir.

Alyuvar üzerinde bulunan bazı proteinler insanların kan gruplarını belirler ve kan nakilleri bu kan gruplarının uyumu neticesinde gerçekleşebilir. 0 grubu tüm kan gruplarına kan verebilirken sadece kendi grubundan kan alabilir. AB grubu sadece kendi grubuna kan verebilirken tüm gruplardan kan alabilir. A ve B grupları ise kendi gruplarına ve AB grubuna kan verebilirken kendi gruplarından ve 0 grubundan kan alabilir. Ayrı nakiller sırasında dikkat edilen diğer bir unsur ise Rh faktörüdür. Rh (+) hem Rh (+) ve Rh (-)’den alırken Rh (-) sadece Rh (-)’den alabilir. Rh (-) kan grubunun Rh (+)’e karşı antikor oluşturmasına kan uyuşmazlığı denir. Özellikle hamile kadınlarda bu duruma dikkat edilmesi gerekmektedir. Eğer Anne Rh(–), çocuk Rh(+) ise anne ve çocuk arasında kan uyuşmazlığı görülür.

Organların yaşamsal fonksiyonunun sağlıklı bir biçimde sürdürebilmesi için besin ve oksijen taşıyan kan akımının düzenli ve sürekliliği oldukça önemlidir. Bu bağlamda dolaşım sisteminin düzenli olarak işlemesi için kişilerin sistem üzerine kötü etkisi olabilecek hareketlerden ve alışkanlıklardan kaçınması gerekmektedir. Dengeli beslenmek, düzenli spor yapmak, sigara ve alkol tüketimi gibi zararlı alışkanlıklarından uzak durmak, yaşa ve bedene uygun olmayan iş ve aktivitelerde yer almamak gibi temel ve basit önlemlerle dolaşım sisteminin sağlığı korunabilir

Endokrin Sistemle ilgili Temel Bilgiler

Endokrin sistem canlıların yaşadığı ortama uyum sağlaması için gerekli en önemli sistemdir ve sinir sistemi ile koordineli şekilde çalışmaktadır. Endokrin sistem salgılarını doğrudan kana verebilen bezlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Endokrin sistemin başlıca görevleri üreme, beslenme, maddelerin hücreler tarafından kullanımı, tuz ve sıvı dengesini ayarlama, metabolik aktiviteyi düzenleme, büyüme ve gelişmedir.

Çok sayıda damar, sinir ve salgı epitel hücrelerinden oluşan iç salgı bezleri hormon adı verilen salgıları üretirler. Bu bezlerin salgı üretebilmesi veya salgı üretimini durdurabilmesi için sinir sisteminden uyarı gelmesi gerekmesi gerekmektedir. Salgılanan bu hormonlar doğrudan kana verilerek vücudun ilgili yerine giderek  oradaki  reseptör  adı  verilen  duyu algılayıcılarla etkileşerek bir dizi reaksiyonun başlamasını sağlar. Her hormon uygun reseptöre anahtar kilit modeline göre bağlanarak agonist (uyarıcı) veya antagonist (durdurucu) etki gösterebilir.

İnsanda hormon sağlayan başlıca bezler şunlardır;

  • Hipofiz bezi (glandula Pituitaria- hypophysi)
  • Epifiz bezi (glandula pinealis-pineal bez)
  • Tiroit bezi (glandula Thyroid)
  • Paratiroit bezi (glandula Parathyroidea)
  • Böbreküstü bezleri     (glandula     Suprarenales- adrenal bezler)
  • Timus bezi (thymus bezi)
  • Pankreas bezi (pancreas)
  • Gonadlar (testisler ve ovariumlar)

Hipofiz bezi burun kanallarının arkasında beynin altında yer alır ve ön kısmından FSH, LH, TSH, prolaktin, büyüme hormonu ve ACTH, arka ksımından ise ADH ve oksitosin salgılanır.

Boynun ön bölümünde bulunan tiroit bezi kalsitonin, tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarının salgılanmasından sorumludur. Tiroit bezinin arkasında yer alan paratiroit bezi ise salgıladığı parathormon sayesinde kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler.

Böbreküstü bezlerinden salgılanan başlıca hormonların mineralokortikoid, aldosterone (aldosteron) ve glukokortikoidlerdir. Pankreastan salgılanan hormonlar ise şeker seviyesiyle ilgili olan insülin ve glukagon ile büyüme ile ilgili olan somatostatindir.

Bunlar dışında testislerden salgılanan erkek cinsiyet hormonu olan testosteron ve ovaryumdan salgılanan kadın cinsiyet hormonları olan östrojen ve progesteron insan vücudundaki önemli hormonlardandır.

Endokrin sistem canlı organizmaların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için kritik öneme sahiptir. Salgılanan hormonların eksikliğinde veya fazlalığında ortaya çok ciddi bozukluklar çıkabilmektedir.

Büyüme hormonun normalden az salgılanması ile dwarfism (cücelik) ya da normalden fazla salgılanması ile akromegali ve gigantism (devlik) gözlenir.

Pankreastan salgılanan insülin hormonun anomalitesi durumunda hiperinsülizm ve DM (diyabetes mellitus) gözlenir. Ayrıca hipofiz arka lobu hormonu olan ADH miktarındaki yetersizlikle DI (diyabetes insipudus,  şekersiz şeker hastalığı) gözlenebilmektedir.

Tiroit bezindeki anormallikler guatr, Endemik guatr, Egzoftalmik guatr, Hashimoto’s struma (Haşimoto hastalığı), Thyroiditis (tiroidit), Hipertiroidizm, ve Hipotiroidizm gibi pek çok hastalığa sebep olabilmektedir.

Böbreküstü bezlerdeki bozukluklar ise Cushing sendromu, Adrenogenital sendrom ve Hiperadrenalizm gibi hastalıkların sebebi olabilmektedir.

Güz Dönemi Dönem Sonu Sınavı
12 - 13 Ocak 2019

Üye OlŞifremi Unuttum