Türk Dili 1 Dersi 4. Ünite Özeti ve Ders Notları

Admin
Kasım 17, 2018

Türkçede biçim bilgisi ile ilgili birçok terim kullanılmaktadır. Bu terimlerden sık sık karşımıza çıkanlar şöyledir: Kökler, kendilerinden daha küçük anlamlı parçalara ayrılamayan, sözlüksel anlam taşıyan ve bir sözcük türüne ait olan biçim birimlerdir. Bir sözcük en az bir kök biçim birimden oluşur, bu tür sözcüklere yapısına göre basit sözcük veya basit gövde adı verilir. Gövdeler, biri bağımsız biçim birim olmak üzere, en az iki biçim birimden oluşan yani bir veya daha fazla ek alan kök biçim birimlerdir. Tabanlar, eklerin, yani bağımlı biçim birimlerin eklendiği yalın sözcükler, yani bağımsız biçim birimlerdir. Ekler, herhangi bir sözcük türüne dâhil olmayan, yani eylem, ad (isim), sıfat, zarf vb. sözcük türlerinden birine girmeyen bağımlı biçim birimlerdir. Eklenme, sözcüğün yapım eki veya çekim eki almasıdır. Eklemeli bir dil olan Türkçede eklenme, son eklenme şeklinde gerçekleşir. Ancak başka dillerde ön eklenme ve iç eklenme vardır. Türkçede yeni sözcükler yapan veya sözcükleri çekimli hâle getiren son eklerin sayısı onlarla ifade edilebilecek derecede çok ve işlektir.

Türkçede sözcüklere gelen ekleri görevleri bakımından yapım (türetim) ve çekim ekleri olarak iki temel başlık altında inceleyebiliriz. Yapım/türetim ekleri yeni sözcükler yapma görevi bulunan eklerdir. Yeni sözcükler yapılırken sözcük türü değişebilir. Örneğin oyun adından eylem yapan -a- biçim birimi ile üretilen yeni sözcük artık bir eylemdir. Aynı şekilde aç- eyleminden -(ı)k biçim birimi ile üretilen yeni sözcük açık bir addır. Son olarak -n biçim birimi gündüz, güz, kış vb. adlara gelerek zaman belirteci yapar. Yapım ekleri dil bilgisel bilgi ve sözlüksel bilgi taşırlar. Türkçede oldukça çok yapım eki vardır. Türkçedeki yapım eklerini dört grupta incelemek mümkündür: Addan ad yapım ekleri, addan eylem yapım ekleri, eylemden ad yapım ekleri, eylem- den eylem yapım ekleri. Çekim eki; sözcüğün anlamını, biçimini, türünü değiştirmez; cümledeki görevini belirler. Ad çekim ekleri ve eylem çekim ekleri olmak üzere iki grupta incelenebilir. Tüm ad tabanlarına gelebilen ad çekim ekleri şunlardır: Ad durum ekleri, çoğul eki, ilgi eki, iyelik ekleri, tamlama ekleri, ek eylem. Tüm eylem tabanlarına gelebilen eylem çekim ekleri şunlardır: Kip ekleri, kişi ekleri, olumsuzluk eki, ek eylem.

Sürekli gelişme içindeki diller, çeşitli yollardan yararlanarak yeni türevler, yeni sözcükler yaratırlar. Ekle- meli bir dil olan Türkçenin söz varlığı önemli ölçüde türetme yoluyla oluşur. Ancak, özellikle Batı dillerinin etkisiyle, diğer yollarla da sözcükler yapılmakta- dır. Türkçe diğer dillerde olduğu gibi, sonsuz sayıda sözcük üretme yetisine sahiptir. Sözcük yapımı ile ilgili başlıca yollar şu şekilde sıralanabilir: Birleştirme, iki veya daha fazla sözcüğün bir araya gelerek ad veya eylem türünde yeni bir kavramı ifade edecek sözcük oluşturmasıdır. Başka bir deyişle birleşik sözcük oluşturmaktır. Türetme, herhangi bir taba- na eklenen yapım (türetme, türetim) ekleri aracılığıyla anlam ve/veya tür bakımından farklı yeni sözcüklerin yapımıdır. Kalıplaşma, çekim ekleri hatta cümlelerin kimi zaman kendi işlevlerinin ve görevlerinin dışında, yeni anlamlar kazanmasıdır. Örnekseme, özellikle ses ve biçim bakımından yabancı sözcükleri model alarak yerli biçim birimlerle sözcük üretilmesidir. Kırpma, çok heceli bir sözcüğün bir veya daha fazla hecesini kaldırarak yeni sözcük oluşturma yoludur. Karma, iki sözcüğün hecelerini ya da parçalarını, genellikle ilk bileşenin birinci, ikinci bileşenin ikinci parçasını bir araya getirerek yeni sözcük oluşturma yoludur. Kısaltma, sözcüklerin ilk harflerinin tamamının veya bir bölümünün bir araya getirilmesi ile oluşturulur. Birleştirme, türetme vb. herhangi bir biçim bilgisel ögeden ve/veya kuraldan yararlanmaksızın, yeni bir sözcüğün oluşturulmasıdır. Ters türetme, türemiş veya türemiş olduğu varsayılan bir sözcükten bir biçim birimin veya biçim birim olduğu algılanan ve daha önceden dilde bulunmayan (ya da unutulmuş) bir yapının yeni bir sözcük olarak yaratılmasıdır. Derleme, yazı dilinde unutulduğu için kullanılmayan ve ağız- ların söz varlığında bulunan sözcüklerin tekrar yazı diline kazandırılmasıdır. Tarama, yazı dilinde unutulduğu için kullanılmayan ve genellikle yerlerini yabancı kökenli sözcüklerin aldığı, tarihsel kaynaklardaki sözcüklerin tekrar yazı diline kazandırılmasıdır. Genelleşme, başlangıçta kişi adı, marka adı vb. özel ad olan sözcükler genelleşerek belirli bir türün genel adı hâline gelebilir. Dilin söz varlığını geliştirmenin bir başka yolu da kopyalamadır. Bütün diller şu ya da bu ölçüde başka dillerden kopyalama yapmışlardır. Kopyalamalar kaynak dilden ya doğrudan ya da aracı diller aracılığıyla yapılmaktadır.

Sözcükleri; yapı, anlam, tür ve görev gibi ölçütlere göre farklı biçimlerde sınıflandırabiliriz. Yapı bakımından sözcükler basit, türemiş ve birleşik sözcükler olmak üzere üç türdür. Basit sözcükler, yapım eki almamış sözcüklerdir, türemiş sözcükler en az bir yapım eki barındıran sözcüklerdir, birleşik sözcük ise birden fazla sözcükten oluşan sözcüklerdir. Anlam bakımından sözcükler şöyledir: Temel anlam, bir sözcüğün başlangıçta yansıttığı, ilk ve asıl kavram- dır. Yan anlam, sözcüğün, temel anlamla ilişkili edindiği bir başka anlam, yansıttığı yeni bir kavramdır. Mecaz anlam, bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda, başka bir sözcüğün yeri- ne kullanılan sözlerdir. Soyut anlam, somut anlamın aksine, belirli bir nesneye ait olmayan, o nesneyi çağrıştırmayan, yalnızca zihinde var olan anlamdır. Terimler, çeşitli bilim, sanat ve meslek alanlarında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir. Argo, yasadışı veya düşük sosyoekonomik statü gruplarının anlaşma ve iletişim aracı olarak kullandığı özel sözcük ve deyimlerdir. Aktarma, sözcüğün dile getirdiği kavramla, bir başka kavram arasında çoğu kez benzetme yoluyla bir ilişki kurarak sözcüğün anlamını o kavrama aktarma olayıdır. Çok anlamlı, aynı sözcüğün birbiriyle ilgili farklı kavramları ifade etmesidir. Eş ve yakın anlamlı, Kara ve siyah, bık- ve usan-, gönder- ve yolla- gibi farklı sözcüklerin aynı kavramı ya da eylemi yansıtması- dır. Eş anlamlılıkta sözcükler anlamca birbirine yakın olmasına karşın, dilde salt eş anlamlılık söz konusu olamaz. Karşıt anlamlı, İyi x kötü, gece x gündüz gibi anlam bakımından birbirine karşıt sözcüklerdir. Çağrıştırma anlamı, herhangi bir sözcüğün akla getirdiği diğer bir anlam veya sözcüktür. Yerlileştirme, halkın, anlamını bilmediği ya da unuttuğu bir sözcüğü ses ve anlam bakımından kendi dilinin sözcüklerinden biri- ne benzetmesidir. Çorum sözcüğünün, çoğu Rum’dan, İstanbul’un İslam ve bol sözcüklerinden geldiği açık- laması birer yerlileştirme etimolojisi örneğidir. Türkçede sözcükler geleneksel olarak ad, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem ve eylem olmak üzere sekiz türde toplanmaktadır. Adlar, sıfatlar, zamirler, zarflar ve ünlemler, bağlaçlar, edatlar ad soylu sözcüklerdir, ad çekim ekleri alabilirler. Eylemler cümle içinde sayı, görünüm, kişi, kip, çatı kavramlarını taşıyabilen sözcüklerdir.

Güz Dönemi Dönem Sonu Sınavı
12 - 13 Ocak 2019

Üye OlŞifremi Unuttum